
Hayatta hemen hemen her şey plansız bir şekilde zamana karşı, biz her ne kadar nizam içinde ilerletmek istesek de. Siz ne kadar kağıtları yıllara, aylara hatta yarına bölseniz de hayat size sürpriz yapıp saniyeleri karıştıracaktır.
Yapılacaklar listesi, gidilmesi gereken yerler, konuşulması gereken insanlar, alınacaklar, ödevler, tezler… Her şey çok güzel ayarlanmış aslında. Ama hesapta olmayan bazı şeyler var ortada. Ama planlar arasında gözükmüyor. Durun, iyi bakın yazmış olmanız gerekiyor bölünmüş kısımlar arasına. Yok, dimi? Hayatta ne olacağı hiçbir zaman belli olmuyor. Sonradan çıkan her şey planınızı aksatıyor ve en sonu “hay ben böle plana!” diyebiliyorsunuz.
Ya da birine bir şey demek istiyorsunuz. Nasıl, ne zaman diyeceğinizi kafanızda ayarlıyorsunuz. Tam diyeceksiniz, yüreğiniz el vermiyor ya da aksilik oluyor diyemiyorsunuz. Ama başka zaman hiç hesapta yokken “şimdi desem olur” diye düşünüp diyiveriyorsunuz.
Hayat bu kadar duygulu, bu kadar aksiyonlu, bu kadar garipken planlı dönmesi dünyanın çok zor.
En güzeli hayatta her şeye karşı hazırlıklı olmak. Ruhen ya da madden… İyisiyle kötüsüyle bazen bir savaşçı misali, bazen bekleme koltuğunda oturan bir kişi gibi, bazen de soğukkanlı birinin bedenindeymişçesine… En önemlisi her türlü durumla karşılaştığımızda nevrimizin dönmesini engelleyebilmektir.
Hayatın yüzünüzü şaşkınlaştırmaması dileğiyle…